Follow by Email

21 Haziran 2011 Salı

Barceloneta plajı'nda...


Barcelona plajına Barcelona’dan ayrılacağımız gün gittik. Kasım’ın ilk günleri olduğu için tabi beach ortamı yok öyle Bodrum - Çeşme ayarı, eller havaya coşmalı. Upuzun bir plaj, plaj boyunca restaurantlar yer alıyor cadde kısmında. Ama bana kalırsa paella ve deniz ürünleri için en iyi seçenek Barceloneta'daki kıyı şeridi lokantaları değil. Bakımlı ve temizdi sahil ama ben denizi pis diye duymuştum, Kasım ayında olmanın getirdiği bir farklılıktı herhalde temiz oluşu.


Plaj sakin sayılırdı , etrafta insanlar varsa da kumsalda denizi izlemekle yetiniyorlardı. Evden çıkarken havaalanının yolunu tutacağız diye toplanıp bavullarla ayrılmıştık.
Plaja gittiğimzde bavulları başımızın altına koyup kumlara serildik , kitap oku, uyu vs derken aramızda bir cesaretli atladı denize ve yüzmeye başladı.
Düşündük taşındık burası yabancı memleket, bir daha da burada denize girmek kısmet olmayabilir deyip giriverdik. İlk anda bıçaklanmışız gibi hissetsek de o soğuğu, nefisti yarım saat yüzdük çıktık.
Benim Barcelona merkeze gitmem gerekti, sevgili Deniz’ciğime Barcelona forması almak için.
Kızları plajda bıraktım ve 1 saat sonra geri döndüğümde hepsi kumların başlangıç noktasındaki basamaklara tünemişler ve dehşetle bakıyorlardı. Arkadaşlardan biri “Zehra sen yokken biz ne gördük bir bilsen” dedi. Ne oldu, ne gördünüz, hayırdır inşallah derken ben de başımı kaldırmamla gördüm; bir adamcağız adem babamız kılığında kumsalı arşınlıyor, ön saflarda yer alan japon turistler yavrularının gözlerini kapatmak suretiyle, yaşanması ihtimalini düşündükleri bir travmayı kendilerince önlüyorlardı.
Adamcağız dememe bakmayın siz, Hollywood artisleri kıvamında Kevin Costner ile ... kırması bronz abimiz saklayacak bir malım mı var ki, neden kapanayım düsturu ile haraket ettiğini belli eden, kendine güvenli tavrıyla ellerini arkasında bileştirmiş hiç istifini bozmadan sağlıklı yaşam yürüyüşüne devam ediyordu. Sonra öğrendik ki Barcelona’da bu sıradan bir durummuş, yürüyüşü bırakın bisiklete binen adem ve havvalar olağan bir şehir yaşamının parçasıymışlar. İşte ufuk genişlemesi böyle oluyor dedik birbirimize, değişik kültürler değişik insanlar...Ben birkaç fotoğraf çektim, ne de olsa Türküm garibime gitti ama şimdi paylaşmayayım, çoluk çocuğun gözünü kapatacak ebeveyn olmayabilir civarda, hem malum zaten sansürlenmemiz an meselesi, bunu çabuklaştrmanın alemi yok.

1 yorum: