Follow by Email

23 Ağustos 2011 Salı

Alaçatı



Alaçatı rüzgar sörfünün dünyadaki en önemli noktalarından biri.












Alaçatı'nın merkezi 2006 yılında “kentsel sit” ilan edilmiş. Eski evleri aslına uygun olmaksızın onarmak veya geleneksel mimari dokuya aykırı unsurlar içeren yeni binalar yapmak yasakmış.


Sokaklardaki, evlerin balkon ve camlarındaki begonviller, salkım salkım üzümler ve tabii ki sardunyalar kırmızılı pembeli muhteşemler...


Ayrıca merkezde türlü takı, tasarım mağazası ve antikacılar var,  yunan kültürü ciddi anlamda hissediliyor.










Ben konaklama için http://www.kayezta.com/TR/index.html ve http://www.sailorsotel.com/ ‘ u öneririm. Bu otellerden biri tam merkezde diğeri merkeze yürüyerek 2 dk mesafede.


Haftasonu izdiham var hafta içi nispeten daha sakin. H.sonu yakınlardan gelen yazlıkçıların akınına uğruyor burası, zaten daracık olan sokaklarda iğne atsan yere düşmüyor


Denize kıyısı olmadığından Alaçatı’ya arabasız gidilmemeli (denizden 3 km. İçeride)


Levha eksikliği nedeniyle otoban çıkışını benzin alırken sormak zorunda kalıyorsunuz. Nedense yolları gösteren tabelalar çok az.






Yemek için daha doğrusu iyi yemek için önereceğim birkaç yer var;  Tuval, El beso, Rosemary ve Orta kahve (Sailors otel). Sailors öğlen sıcağında gölgede gazete okumak, akşam sokaktan geleni geçeni izlemek ve buzlu limonata ya da kavunlu frozen içmek için ideal. Sabah kahvaltısını gördüm bayağı kuvvetli görünüyordu. Fiyatlar Alaçatı düzeyinde. Üst katı ve arkası Butik Otel. Alaçatı fiyatlar konusunda İtalya ile yarışıyor diyebilirim. Ben menulerdeki fiyatları bir de İtalya’da gördüm.
İstanbul’da pahalı restaurantlar var fakat bunların dekoru, mevkii, aşçısı ne bileyim yani işte öne çıkan birşeyi var.


Gerçi yediğim en iyi risotto’yu Rosemary’de yedim, aşçı kesinlikle müthiş ama sokakta insanların akın akın geçtiği dar bir sokakta üstelik kedi köpek ve bilimum uçan canlı arasında yemek yemek için o fiyatlar yüksek geldi bana.


Tuval restoranın bulunduğu yerde insan akımı öyle bir güçlü ki, trafik iş çıkış saatlerindeki istanbul boğazına dua ettirir.


Sosteyenin (!?) fink attığı bir belde olduğundan sanırım, herkesi okşuyorlar maddi olarakJ












Gelelim denize... Çok fazla beach yok, olanların içinde en iyisi Alaçatı Beach Resort (İkincisi Seaside). Fakat 100 metre açılsanız bile derinleşmeyen deniz var Alaçatı’da. Deniz suyu tam istediğim soğuklukta (hiç sevmem öyle imamın abdest suyu gibi suya girmeyi), renk desen pek güzel, turluaz rengi, duru, yosunsuz...





Siz siz olun sakın sakızlı un kurabiye yemeden terk etmeyin Alaçatı’yıJ Gurme gibiyim damak zevkim iyidir, dikkate alın derimJ



Bir de Rosemary’de ıspanaklı risottoyu mutlaka tadın.



Bu arada genel bir bilgi vereyim; alaçatı - izmir : 70 km.  / alaçatı - çeşme : 7 km.  / alaçatı - ildır : 15 km.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder