Follow by Email

18 Haziran 2011 Cumartesi

2010 Ekim sonu Kasım başı Barcelona / Roma'daydık...

Bilgi Üniv.'den kızlarla Barcelona ve Roma'ya gittik geçen sonbahar. Önce Barcelona'ya, oradan Roma'ya geçtik. Geziyi baştan sona adım adım planladım.
Öncelikle low cost airlines taraması yaptım. Spain air ile gitmek en uygunuydu fakat tabi biraz tuhaf bir saatte havaalanında olunca 30 u geçmiş kadınlar teenager tatilinin ritüellerinden biri olan havaalanında sabahlamayı seçtik.

Sabaha karşı 3 civarı Barcelona Havaalanı'na vardık, sadece kabin bag ile seyahat ettiğimizden, başımızın altına çantalarımızı koyup bulduğumuz yerlere kıvırılıverdik. Tabi orda olan komik olayları size anlatmak isterdim ama yazı uzar, geçiyorum o kısmı. Sabah olmak bilmedi bir türlü, 8.30 da nihayet çıktık havaalanından, kentin içine trenle geçip metroya bindik ve tuttuğumuz evin adresini çok aramadan bulduk. Evin yerini Barcelona haritasına ve sevgili blogger kardeşlerin önerilerine göre seçtim ama baştan söyleyeyim ben olsam Paralel yerine Diagonal veya Barri gothic'i (denize doğru inerken sol tarafta kalan eski şehir) tavsiye ederdim konaklama için. Ki netekim şimdi ediyorum da:) Otel konaklamasını sevmiyorum , tur olayını sevmediğim gibi. Çünkü çok konservatif bir tatil tipi o benim için. Ben gittiğim kenti, o kentte yaşayan normal insanlar gibi yaşayıp görmeyi seviyorum. O müzeden o müzeye haldır haldır koşmak benim gezi anlayışıma ters. Yapıyorum ama %40 ı oluşturuyor planlama ve uygulamada. Turistlerin yoğun olduğu merkezlerde konaklamayı da sevmiyorum ama tabi bunlar hep tecrübe ile öğreniliyor, ben ettim siz etmeyin diye oturdum da yazıyorum bunları. Maksat sizlere bir faydam olsun:)
Konaklama kısmına geliyorum, biraz karışık anlatıyorum ama neticede gereken bilgileri aldıktan sonra sıralamaya takılmazsınız herhalde:)

Evde konakalamak en iyisi (kime göre neye göre -bana göre tabii!-). Öncelikle nerede kalmak istediğinizi belirlemelisiniz. Benim kıstasım turistik olmaması, belki sizin için tam bunun tersidir, buna karar verdikten sonra haritayı açın, kentin metro haritası varsa onu da açın ve en kolay ulaşımın olduğu yeri seçin. Paralel'i seçtim daha önce belirttiğim gibi çünkü La Rambla'a yakın çok merkezi vs diye yazıldığından iyidir dedim. Sokağı elimizle koymuş gibi bulduk.Matah bir yer değilse de batakhaneye benzer bi yanı da yoktu. Bu arada 4 kadın dördünün de ingilizcesi birbirinden beter olur mu, olurmuş! Düşünün ki ben yaptım konuşmaları muhteşem ingilizcemle:) (ben bile ne dediğimi anlamadığım halde karşımdakiler anladı, asıl ona hayret ediyorum) Ev sahibimizle ilgili ne hülyalarımız vardı, Javier Bardem'in bir benzeri bizi neden bulmasındı ama hayatın gerçekleri var:(

Ev sahibi erken anahtar teslimi için geldi -yani ille check-in 14.00 de deyip süründürmedi bizi sokaklarda- amaaaa ama gelmez olaydı, gözlerimiz görmez olaydı, nasıl bir hayal kırıklığıdır, kelimeler kifayetsiz.. Eve girdik ki sahibinden beter! Allah beterinden korusun dedikleri bu olsa gerekti. Tabi biraz abartıyorum ama ev bir halta benzemiyordu (bir pansiyon gibi de düşünmeyin tabi, daha iyice diyebilirim) Kişi başı 30 € verdik sadece konaklama için. 3 gece kaldık o evde, çok şikayetçi değildik ama daha iyi olabilirdi, çünkü fotoğraflara kandık, çok daha iyisini bekliyorduk. 2 oda, bir salon, mutfak ve banyodan mütevellit evimize yerleştikten sonra, kenti keşfetmek için attık kendimizi sokaklara. Önce pek methedilen La Ramla'a gittik. Bu arada metro, otobüs ve diğer ulaşım araçlarını kullanmadık çok fazla (ama kullanacak olursanız t-10 biletini öneririm. 6,5 euro'ya 10 kez kullanabiliyorsunuz ve tren otobüs, metro olmak üzere 1,5 saat içinde aktarma da yapabiliyorsunuz.), genelde en iyisi yürüyerek gezmek bir kenti. Zaten gezilecek en onemli yerler yürüme mesafesinde. Tabi o kent İstanbul gibi ise tavsiyemi dinlemeyin siz:)
Bu arada kentin planlamasına hayran kaldık, hiçbir köşe sivri değil, dönüşler hep yuvarlak, karşıdan gelen aracı görebileceğin rahatlıkta ve geniş.

La rambla'dan aşagı inerken sağınızda kalan bölüm şehrin arıza bölgesi (bizim tarlabaşı misali) arap ve afrikalı göçmenlerle, junkyler bu bölgede takılıyor.
La Ramla mim sanatçılarıyla doluydu bu bence en güzel kısmı, sokak sanatçıları her yerde, müzik yapanı var, resim yapanı var, gösteri yapanı var...Uzun dümdüz bir cadde, sonu denize varıyor, Cristoph Colomb eliyle Amerika'yı işaret ediyor meydanda. Satıcılar, sanatçılar vs ile dolu o caddeyi yürüdük arada gördüğümüz wax müzesi ve benzeri yerlere de girdik, hediyelik eşyalara baktık ve akşam olduğunda kriz anı geldi çattı.
Nerede yiyecektik??! Bu neden sorun oldu önce onu açıklamam lazım. Bendeniz pisboğazım ne versen yer cinsi ama temizliğe takık, diğer arkadaşlar domuz eti yemezgiller, bir kısmı uzakdoğu mutfağı sevmez...Ordan oraya bütün La Rambla'yı dolaştık. Kimini temiz değil diye, kiminin içi tuhaf kokuyor diye, kiminin çalışanlarından hoşlanmaığımızdan, kiminin menüsünü beğenmediğimizden çin mutfağında karar kıldık. Yani Katalan mutfağından birşey yemek yerine ilk gün çin yemeği yedik. Yemek yemek için La rambla civarını önermiyorum çünkü gerçekten kaliteden yoksun restaurantlar. Fazla turistik veya fazla özensiz. Mesela La Sagrada Familia'ya çok yakın bir yerde sushi krizim geldi ve hayatımda yediğim en güzel Japon yemeklerini yedim bir restaurantta (adını anımsamıyorum çok temiz ve lüks bir yerdi) ve inanılmaz ucuza, kişi başı 12 € hesap ödedik ama yemediğimiz şey kalmadı.

İstanbul'da yemiş olsaydık aynı yemekleri eminim kişi başı 150 TL. den aşağı gelmezdi hesap. Catalunya meydanına yakın bir mekanda tapas yedik ve gerçekten nefisti, Daha önce tapas barlarda midemiz bulandığından burayı bulunca nerdeyse tezgahını öpecek kıvama geldik sevinçten:)

Yanlız yine ben ettim siz etmeyin diyerek uyarıyorum kan sucuğu yemek, daha doğrusu ısırmak gafletinde bulundum, ısırmamla ağzımdan atmam bir oldu, fotosunu ekliyorum ne menem birşey olduğunu görün diye.
La Rambla'nın sonuna doğru bir pazar yeri var (La Bouqeria), bizim balık pazarına benziyor, deniz ürünleri, çeşit çeşit meyve sebzeler, buraya bayıldık, rengarenk meyve suları içtik, neliydi bilemiyorum:) Bir tezgaha oturup hemen önümde hazırlanan pidemsi (domuz etli) şeylerden yedim, tadı damağımda kaldı, arkadaşlar mesafeli durdular, benim yediğim şeylere bakarak mideleri bile kalktı ama kendileri kaybetti:) Alkollü içeceklerle çok aram olmamasından dolayı bir çeşit sangria denedim onu da beğendim diyemem ama siz bana bakmayın ben içkiden anlamam. En sevdiğim içkiyi ordaki bütün marketlerde buldum; Bacardi breezer watermellon ve greyfurtlu, inanılmaz ucuzdu şişesi 2.5 € . Bir ara TR'de de satılıyordu, Şütte'de 13 TL idi fiyatı, şimdi ona da razıyız ama satılmıyor:(
Gitmeyi planlayan arkadaşlar; Gaudi eserlerini özellikle Park Guell

ve La Sagrada Familia'yı,


Barcelonata plajını

, La Boqueria pazarını, El Born'daki tasarım dükkanlarını, Barri Gothic'teki büyük katedrali, Diagonal caddesini ve üzerinde yer alan Gaudi'nin şahane mimari örneklerini

görün derim.Port Well'i pek beğenmedim doğrusu, daha güzel marinalar görmüşlüğüm var.Heryerde Gaudi ve Miro ile ilgili hediyelik eşya bulunuyor ve pek tabi Barcelona takımının formaları.
to be continued...

3 yorum:

  1. Thank you for another wonderful post. Where
    else could

    anyone get that kind of info in such an ideal way of writing?

    I've a

    presentation next week, and I am on the look for such info.
    Here is my web blog ; godessofpoem.blogspot.fr

    YanıtlaSil
  2. Hey! I could have sworn I've been to this blog

    before but after checking through some of the post I realized it's new
    to me.

    Anyhow, I'm definitely delighted I found it and I'll
    be book-marking and checking back

    frequently!
    My site: www.Exchangechambers.co.uk

    YanıtlaSil
  3. whoah this blog is magnificent i love reading your articles.
    Keep up the

    great work! You know, lots of people are looking around for this

    information, you can aid them greatly.
    My site www.alboxproperty.com

    YanıtlaSil